Lupus, bağışıklık sisteminin vücudun kendi sağlıklı hücre ve dokularına karşı tepki oluşturduğu kronik ve otoimmün bir hastalıktır. Eklemler, cilt, kan hücreleri, böbrekler ve farklı organlar hastalıktan etkilenebilir. Lupusun belirtileri ve hastalık aktivitesi kişiden kişiye değişebildiği için tedavi süreci de bireysel olarak planlanır.
Lupus ve beslenme ilişkisi söz konusu olduğunda tek bir besinin hastalığı iyileştirmesi veya herkese uygun özel bir “lupus diyeti” bulunmamaktadır. Bununla birlikte dengeli ve kişiye uygun bir beslenme planı; sağlıklı vücut ağırlığının korunmasına, kalp ve damar sağlığının desteklenmesine, kemik kaybı riskinin azaltılmasına ve kullanılan ilaçların bazı yan etkilerinin yönetilmesine yardımcı olabilir. Beslenme, lupus tedavisinin yerine geçmez ancak tedavi sürecini destekleyen önemli yaşam tarzı bileşenlerinden biridir.
Lupus Hastaları İçin Özel Bir Diyet Var mı?
Lupus hastalarının tamamına uygun, bilimsel olarak kanıtlanmış tek bir beslenme modeli bulunmamaktadır. Hastalığın seyri, kullanılan ilaçlar, eşlik eden sağlık sorunları ve bireysel besin toleransı kişiden kişiye değiştiği için beslenme planı da kişiye özel olarak hazırlanmalıdır.
Bazı bireylerde belirli besinlerin semptomlarla ilişkisini değerlendirmek amacıyla eliminasyon diyeti uygulanabilir. Ancak bu yaklaşım, geniş besin gruplarının gelişigüzel ve uzun süreli olarak beslenmeden çıkarılması şeklinde değerlendirilmemelidir. Eliminasyon diyeti belirli bir süreyle sınırlandırılmalı, belirtiler düzenli olarak takip edilmeli ve çıkarılan besinler kontrollü biçimde yeniden beslenmeye eklenmelidir. Sürecin diyetisyen eşliğinde yürütülmesi, gereksiz kısıtlamaların ve besin ögesi yetersizliklerinin önlenmesi açısından önemlidir.
Sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar, balık ve zeytinyağının öne çıktığı Akdeniz tipi beslenme modeli ise lupusla yaşayan bireylerde dengeli bir beslenme düzeninin oluşturulmasına yardımcı olabilir. Özellikle kalp ve damar sağlığının desteklenmesi açısından bu beslenme modeli uygun bir temel sunabilir. Bununla birlikte beslenmenin lupus aktivitesi üzerindeki doğrudan etkisine ilişkin bilimsel veriler henüz sınırlıdır.
Bu nedenle lupus ve beslenme sürecinde temel amaç katı yasaklar oluşturmak değil, kişinin sağlık durumu, laboratuvar bulguları, kullandığı ilaçlar, belirtileri ve günlük yaşamıyla uyumlu, sürdürülebilir bir beslenme planı geliştirmektir.
Lupusta Beslenme Nasıl Olmalı?
Lupusta beslenme planı oluşturulurken inflamasyonun yönetilmesi kadar kalp, kemik ve böbrek sağlığının korunması da dikkate alınmalıdır. Aşağıdaki besin grupları, kişinin sağlık durumu ve kullandığı ilaçlara göre dengeli bir şekilde beslenme düzenine eklenebilir.
Sebze ve Meyve Çeşitliliği Artırılmalı
Sebze ve meyveler; lif, vitamin, mineral ve farklı bitkisel bileşenler içerir. Gün içinde farklı renklerde sebze ve meyvelere yer vermek, besin çeşitliliğini artırmaya yardımcı olur.
Ana öğünlerde tabağın önemli bir bölümünün sebzelerden oluşması, ara öğünlerde ise kişinin enerji ihtiyacına uygun miktarda meyve tercih edilmesi mümkündür. Meyvelerin meyve suyu yerine bütün olarak tüketilmesi, lif alımının korunmasına ve kan şekerinin daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabilir.
Lupus nefriti nedeniyle potasyum kısıtlaması gereken kişilerde ise sebze ve meyve seçimi genel önerilere göre yapılmamalıdır. Kandaki potasyum düzeyi, böbrek fonksiyonları ve kullanılan ilaçlar birlikte değerlendirilmelidir.
Tam Tahıllar ve Lif Kaynakları Tercih Edilmeli
Yulaf, bulgur, karabuğday, tam buğday ekmeği ve diğer tam tahıllar; beyaz ekmek, pirinç ve rafine unla hazırlanan ürünlere göre daha fazla lif içerebilir.
Kuru baklagiller, sebzeler, meyveler ve yağlı tohumlar da günlük lif alımına katkı sağlar. Yeterli lif tüketimi bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine, daha uzun süre tok kalmaya ve kan şekeri kontrolüne yardımcı olabilir.
Ancak gaz, şişkinlik veya bağırsak hassasiyeti yaşayan kişilerde lif miktarı bir anda artırılmamalıdır. Beslenme planı kişinin toleransına göre aşamalı olarak düzenlenmelidir.
Protein Miktarı Kişiye Özel Belirlenmeli
Yumurta, balık, tavuk, hindi, yoğurt, kefir, peynir, kuru baklagiller ve tofu gibi besinler protein kaynakları arasında yer alır. Protein, kas kütlesinin korunması, doku onarımı ve günlük gereksinimlerin karşılanması için önemlidir.
Bununla birlikte lupus nedeniyle böbrek tutulumu bulunan kişilerde protein ihtiyacı farklılaşabilir. Gereğinden fazla protein tüketmek bazı böbrek hastalarında uygun olmayabileceği gibi proteinin aşırı kısıtlanması da kas kaybına ve yetersiz beslenmeye yol açabilir.
Lupus nefriti bulunan kişilerde protein miktarı, böbrek fonksiyonları, idrarla protein kaybı, hastalığın evresi ve uygulanan tedavi dikkate alınarak nefrolog ve diyetisyen tarafından belirlenmelidir.
Sağlıklı Yağ Kaynaklarına Yer Verilmeli
Zeytinyağı, ceviz, badem, fındık, avokado ve yağlı balıklar dengeli bir beslenme planında kullanılabilecek yağ kaynaklarıdır.
Somon, sardalya, uskumru ve hamsi gibi balıklar omega-3 yağ asitleri içerir. Doymamış yağ asitlerinin lupus hastalık aktivitesi ve kan yağları üzerinde olumlu etkileri olabileceğini düşündüren çalışmalar bulunmakla birlikte omega-3 takviyelerinin herkes tarafından kullanılması gerektiği söylenemez.
Balık tüketemeyen veya omega-3 takviyesi kullanmayı düşünen kişiler; kan sulandırıcı ilaç kullanımı, ameliyat planı ve mevcut hastalıkları açısından hekimlerine danışmalıdır.
Kalsiyum ve D Vitamini İhmal Edilmemeli
Lupusla yaşayan bireylerde hastalığın kendisi, güneşten korunma gerekliliği ve uzun süreli kortizon kullanımı kemik sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle kalsiyum ve D vitamini durumunun değerlendirilmesi önemlidir. NHS de lupusla yaşayan kişilere dengeli beslenmenin yanında kalsiyum ve D vitaminine dikkat etmelerini önermektedir.
Süt, yoğurt, kefir ve peynir önemli kalsiyum kaynaklarıdır. Süt ürünü tüketmeyen kişiler için kalsiyumla zenginleştirilmiş bitkisel içecekler ve kişinin böbrek sağlığına uygun diğer kaynaklar değerlendirilebilir.
D vitamini veya kalsiyum takviyesi gelişigüzel kullanılmamalıdır. Özellikle böbrek hastalığı, yüksek kan kalsiyumu veya böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerde takviye kararı kan tahlilleri ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda verilmelidir.
Tuz Tüketimi Kontrol Edilmeli
Fazla tuz tüketimi, kan basıncının yükselmesine, ödemin artmasına ve böbreklerin daha fazla zorlanmasına neden olabilir. Lupus nefriti, hipertansiyon veya kortizon kullanımı bulunan kişiler için tuz tüketiminin kontrol altında tutulması özellikle önemlidir.
Tuz tüketimini azaltmak için yemeklere sofrada yeniden tuz eklememek, paketli ürünlerin etiketlerini incelemek ve işlenmiş et ürünlerini sınırlamak faydalı olabilir. Lezzeti artırmak amacıyla limon, sirke, kekik, nane, kimyon ve farklı baharatlardan yararlanılabilir.
Kişiye uygun günlük sodyum miktarı ise böbrek fonksiyonlarına, tansiyona, ödem durumuna ve kullanılan ilaçlara göre belirlenmelidir.
Şekerli ve Aşırı İşlenmiş Ürünler Sınırlandırılmalı
Şekerli içecekler, paketli tatlılar, hamur işleri, cipsler ve sık tüketilen fast food ürünleri yüksek miktarda şeker, doymuş yağ veya tuz içerebilir.
Özellikle kortizon tedavisi iştah artışı, kilo alımı ve kan şekerinde yükselmeyle ilişkilendirilebilir. Bu nedenle öğünlerin düzenli planlanması, şekerli içeceklerin sınırlandırılması ve porsiyonların kişinin ihtiyacına göre düzenlenmesi önem taşır.
Amaç tüm karbonhidratları beslenmeden çıkarmak değil, sebze, meyve, tam tahıl ve kuru baklagil gibi besinlerden gelen karbonhidratlarla rafine şeker kaynaklarını birbirinden ayırmaktır.
Lupus Hastaları Nelerden Kaçınmalı?
Lupus hastalarının tamamen uzak durması gereken besinlerin sayısı oldukça sınırlıdır. Bununla birlikte bağışıklık sistemini etkileyebilen bazı ürünler, kontrolsüz takviyeler ve gereksiz derecede kısıtlayıcı diyetler hastalık yönetimini olumsuz etkileyebilir.
Yonca Filizi ve Yonca Tohumu İçeren Ürünler
Lupusta özellikle dikkat edilmesi gereken besinlerin başında yonca filizi ve yonca tohumu içeren ürünler gelir. Yonca tohumu ve filizlerinde bulunan L-kanavanin isimli amino asit, bağışıklık sistemini uyararak bazı kişilerde lupusa benzer belirtilerin veya hastalık aktivitesinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.
Bu nedenle yonca filizi, yonca tohumu ve bunlardan hazırlanan tablet veya destek ürünlerinin tüketilmemesi önerilir. Yoncanın yaprak kısmıyla tohum ve filizlerinin içeriği aynı olmadığından ürün etiketleri dikkatle incelenmelidir.
Kontrolsüz Bitkisel Ürünler ve Takviyeler
“Bağışıklığı güçlendirdiği” iddia edilen her ürün lupus hastaları için uygun değildir. Lupusta bağışıklık sistemi zaten normalden farklı ve aşırı aktif çalışabildiği için bağışıklığı uyardığı belirtilen bitkisel karışımların kontrolsüz kullanılması sakıncalı olabilir.
Vitamin, mineral, zerdeçal, omega-3, probiyotik veya farklı bitkisel desteklerin ilaçlarla etkileşime girme ihtimali bulunmaktadır. Ayrıca mevcut bilimsel veriler, vitamin ve antioksidan takviyelerinin otoimmün hastalıklarda herkese aynı yararı sağladığını göstermemektedir.
Takviye kullanmadan önce ürünün içeriği ve dozu hekim ve diyetisyenle değerlendirilmelidir.
Kontrolsüz Eliminasyon Diyetleri
Yalnızca lupus tanısı konulması, gluten, süt ürünleri, yumurta veya kuru baklagiller gibi besinlerin otomatik olarak beslenme düzeninden çıkarılması gerektiği anlamına gelmez. Lupusa özgü, herkes için geçerli tek bir diyet bulunmadığı gibi glutensiz beslenmenin lupus kaynaklı inflamasyonu azalttığını gösteren yeterli bilimsel kanıt da yoktur.
Çölyak hastalığı, doğrulanmış bir besin alerjisi, laktoz intoleransı veya klinik değerlendirmeyle belirlenen başka bir gereklilik bulunmadığında geniş besin gruplarının gelişigüzel kısıtlanması beslenme çeşitliliğinin azalmasına ve bazı vitamin ve minerallerin yetersiz alınmasına yol açabilir.
Belirli bir besinin semptomlarla ilişkisini değerlendirmek amacıyla eliminasyon diyeti uygulanacaksa süreç diyetisyen kontrolünde planlanmalıdır. Besinlerin hangilerinin çıkarılacağı, uygulamanın süresi ve uygun durumlarda kontrollü yeniden ekleme aşaması kişinin sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Tıbbi olarak doğrulanmış çölyak hastalığı veya besin alerjisi gibi durumlarda ise beslenme yaklaşımı ilgili tanıya göre ayrıca düzenlenmelidir.
Sarımsak Tamamen Yasak mı?
Lupusla ilgili internet içeriklerinde sarımsağın kesinlikle yasak olduğu yönünde bilgilerle karşılaşılabilir. Ancak sarımsağın normal yemek miktarlarında tüketilmesinin lupusta inflamasyonu artırdığını gösteren yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Lupus Foundation of America da sarımsağın inflamasyona neden olduğu iddiasını destekleyen bilimsel kanıt olmadığını belirtmektedir.
Buna karşılık konsantre sarımsak kapsülleri ve yüksek doz bitkisel ürünler normal besin tüketiminden farklı değerlendirilmelidir. Takviye kullanımı için sağlık profesyoneline danışılmalıdır.
Lupus Nefritinde Beslenme
Lupus nefriti, lupusun böbreklerde inflamasyona neden olmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bu kişilerde genel lupus beslenme önerilerinin ötesinde daha ayrıntılı ve laboratuvar sonuçlarına dayalı bir plan gerekebilir.
Böbrek fonksiyonlarına göre protein, sodyum, potasyum, fosfor ve sıvı miktarının düzenlenmesi gerekebilir. Ancak lupus nefriti olan her kişiye aynı kısıtlamalar uygulanmaz. Örneğin potasyum ve fosfor değerleri normal olan bir kişinin bu mineralleri gereksiz yere sınırlandırması beslenme çeşitliliğini azaltabilir.
İdrarda köpürme, el ve ayaklarda şişlik, göz çevresinde ödem, idrar renginde değişiklik, tansiyon yüksekliği veya açıklanamayan hızlı kilo artışı gibi durumlarda hekime başvurulmalıdır. Beslenme planı nefrolog, romatolog ve diyetisyen iş birliğiyle oluşturulmalıdır.
Kortizon Kullanırken Beslenmede Nelere Dikkat Edilmeli?
Kortizon içeren ilaçlar lupus tedavisinin farklı dönemlerinde kullanılabilir. Kullanılan doz ve tedavi süresine bağlı olarak iştah artışı, ödem, kan şekeri yüksekliği, kilo değişimi ve kemik kaybı gibi yan etkiler görülebilir.
Kortizon tedavisi sırasında:
- Öğünlerin düzenli olması ve uzun süre aç kalınmaması,
- Tuzlu ve yüksek şekerli ürünlerin sınırlandırılması,
- Yeterli protein alınması,
- Kalsiyum ve D vitamini durumunun değerlendirilmesi,
- Vücut ağırlığı, kan şekeri ve kan basıncının takip edilmesi
önem taşır.
Kortizon dozu kişinin kendi kararıyla azaltılmamalı veya ilaç aniden bırakılmamalıdır. İlaç tedavisindeki değişiklikler yalnızca hekim tarafından yapılmalıdır.
Lupus İçin Örnek Bir Günlük Beslenme Planı
Aşağıdaki menü yalnızca dengeli bir öğün düzeninin nasıl oluşturulabileceğini gösteren genel bir örnektir:
- Kahvaltı: Sebzeli omlet, tam tahıllı ekmek, az tuzlu peynir ve domates-salatalık
- Ara öğün: Bir porsiyon meyve ve birkaç çiğ badem
- Öğle: Zeytinyağlı sebze yemeği, yoğurt ve bulgur pilavı
- Ara öğün: Kefir veya yoğurt
- Akşam: Fırında balık, mevsim salatası ve kişinin ihtiyacına uygun miktarda tam tahıl veya ekmek
- Gece öğünü: Gereksinim varsa bir porsiyon meyve veya yoğurt
Bu örnek, lupus nefriti, diyabet, hipertansiyon, besin alerjisi, düşük vücut ağırlığı veya farklı sağlık sorunları bulunan kişiler için uygun olmayabilir. Porsiyonlar ve besin seçimleri bireysel olarak planlanmalıdır.
Sonuç
Lupus ve beslenme sürecinde temel amaç katı yasaklardan oluşan bir diyet uygulamak değil, vücudun ihtiyaçlarını karşılayan, tedaviyi destekleyen ve uzun vadede sürdürülebilen bir düzen oluşturmaktır.
Lupus tanısına ve kullandığınız ilaçlara uygun bir beslenme planı oluşturmak veya mevcut beslenme düzeninizi değerlendirmek için destek alabilirsiniz.
Not: Lupus kişiden kişiye farklı seyredebildiği için bu içerikte yer alan bilgiler bireysel tanı, tedavi veya beslenme programı yerine geçmez. Beslenme düzeninizde değişiklik yapmadan veya takviye kullanmaya başlamadan önce romatoloji hekiminize ve diyetisyeninize danışmanız önerilir.
Sık Sorulan Sorular
Çölyak hastalığı veya hekim tarafından değerlendirilmiş glutenle ilişkili bir sağlık sorunu yoksa lupus tanısı nedeniyle herkesin glutensiz beslenmesi gerektiğini gösteren yeterli kanıt bulunmamaktadır. Gereksiz glutensiz beslenme, lif, vitamin ve mineral alımını azaltabilir.
Laktoz intoleransı, süt proteini alerjisi veya kişiye özel başka bir tıbbi kısıtlama yoksa süt, yoğurt, kefir ve peynir dengeli beslenmenin parçası olabilir. Bu besinler özellikle protein ve kalsiyum alımına katkı sağlar.
Kahvenin miktarı kişinin uyku düzeni, kalp çarpıntısı, reflü, tansiyon ve kullandığı ilaçlara göre değerlendirilmelidir. Kahve bazı kişilerde herhangi bir sorun oluşturmazken bazı kişilerde uyku bozukluğunu veya mide yakınmalarını artırabilir.
Zerdeçal veya kurkuminin lupus tedavisinin yerine geçmesi mümkün değildir. Kurkumin üzerine araştırmalar bulunsa da takviye formundaki yüksek dozların etkinliği, güvenliği ve ilaçlarla etkileşimi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle zerdeçal takviyeleri hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.
Tıbbi açıdan gerekli olması durumunda lupusla yaşayan kişiler de kilo verebilir. Ancak çok düşük kalorili, hızlı kilo kaybını hedefleyen veya geniş besin gruplarını yasaklayan diyetler yerine kas kütlesini koruyan, sürdürülebilir ve kişiye özel bir program uygulanmalıdır.

